27 Şubat 2013 Çarşamba

2

yokuş yukarı yürürken vücudunun aldığı hafif öne eğik biçimden hiç memnun değildi. sırtında çantası vardı ve tam bir hamal görüntüsünde olduğunu hissediyordu. karşı kaldırımdan başkasının gözleriyle kendisine bakıyor, bazen aşağılayan, bazen acıyan gözlerle süzüyor ama bir türlü vücudunu dik tutamıyordu.soluk soluğa kalmasına çok az bir süre kaldığının farkındaydı.yürüyüşünün bitiş noktasına daha birkaç yüz adımlık mesafe vardı ve bu mesafe geçen her saniyeyle gözünde daha da büyüyor, her gün düzenli yürüyüş kararı verdiğine bir kez daha pişman oluyordu.
işin aslı hiçbir zaman zayıf bir çocuk olmamıştı. küçüklüğünde şişmanlığı sorun oluşturmuyor, güçlü görüntüsü nedeniyle çoğunluk ondan çekiniyor, o da herkese her istediğini yaptırabiliyordu. lisede boyu kısa kalıp, kilo alması hız kesmeyince büründüğü topaçımsı görüntü ve sürekli terleyen beyaz teninin üstünde mide bulandırıcı duran koyu sarı kıvırcık saçları bu durumu değiştirmişti. artık eskisi gibi gürbüz görünmüyor, paytak adımlarla nefes nefese yürüyor, yanakları sürekli kızarıyor ve okuldakilerin alay konusu oluyordu. o günlerden beri kendine güvensiz, silik bir tip olmayı seçmişti kendine. sürekli terleyen, kırmızı suratlı silik bir tip.
hayatının kısa özeti bu olabilirdi- uzun özet varmış gibi-.
nefeslerinin sıklaştığı sırada başını kaldırıp önüne baktı. yol bitmemişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder