23 Mart 2013 Cumartesi

8

yine o çok iyi bildiği melodi geliyordu kulağına. en ümitsiz anında, hayatının ümitsiz olduğunu ve yapacağını hiçbir şeyin, hiçbir şey fark ettirmeyeceğini suratına tokat gibi çarpan o melodi... kadere inanmayan biri nasıl buna zorlanmadan inanabilmişti?  kendi kendine konuştuğunun farkına ne zaman varacaktı? ya da neden kendi kendine konuştuğunun?
"hayat" dedi, yine zorlama bir genelleme, kendisinin bile hatırlamayacağı bir aforizma yaratmaya hazırlanıyordu. bu çabasının anlamsızlığını çok iyi biliyor olmasına rağmen, hiç yoktan yaşadığı ve yaşamak zorunda olduğu zamana bir anlam katmaya çalışıyor, kendisini biraz olsun özel hissetmek istiyordu. elinde tuttuğu en son ne zaman yıkandığı belli olmayan bardağı tüm kuvvetiyle sıktı. çok geçmeden bardak parçalara ayrılmıştı. avuçları derin kesiklerle dolmuş ve birkaç saniyelik bir duraksamanın ardından kırmızılıkla kaplanmıştı. ne yapacağını bilemedi ve kısa bir süre sadece durdu.
"hayat" dedi. kendini sıkarak biraz düşündü, söyleyecekleri çok fark edecekmiş gibi....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder